SON HABERLER

Türkiye’nin ilk Reggae grubu solisti Orçun Sünear ESCin5’ta!

sattas

Sattas

 Türkiye’nin ilk reggae grubu Sattas’ın Solisti Orçun Sünear ESCin5’a röportaj verdi!

Merhaba, Öncelikle teşekkür ederiz röportajımızı kabul ettiğimiz için. Eurovision’dan önce biraz sizden ve Sattas’tan bahsedelim. Sizi tanımayanlar için ne demek istersiniz?

Merhaba, tabi. Biz 2005ten beri profesyonel müzik hayatımızı yürüten bir reggae grubuyuz. 2012’de ilk albümümüzü çıkarttık. 7 kişiden oluşan bir grubuz. Baharda ikinci albümümüzü çıkartacağız, üzerinde çalışıyoruz. Türkiye’nin ilk reggae albümünü çıkarttık, bunun keyfi çok başka. İlk olmanın güzelliği bir yana tabii ki hala öğreniyoruz sonuçta Jamaika’lı değiliz. 🙂 Ayrıca bu sene 10. Senemizi dolduruyoruz grup olarak.

Ben onunla ilgili bir şey soracağım size, sizin ilk başta üyeleriniz daha farklıydı sonra değişti. Bununla ilgili ne söyleyebilirsiniz?

Çok değerli müzisyen arkadaşımız geldi gitti. Herkesin kendi seçtiği bir yolu vardı tabi. Bir tanesi hariç hiç biriyle sıkıntılı ayrılmadık.

Ne kadar doğru bilemiyorum, tam emin olmadan soruyorum ama sanırım ilk başta grubu kurarken bir Rock grubu olarak kurmak istiyorsunuz, doğru mu?

Yoo değil, hemen düzelteyim şöyle; Hepimiz farklı müzik disiplinlerinden geldik yani mesela benim bundan önce bir trash death metal grubunda davul çalmışlığım var. Mesela beraber grubu kurduğumuz kuzenim Derya’nın da başka bir rock grubu vardı. Yani aslında yaptığımız müziğe en yakın gelen Öykü var basçımız. Grubu ilk kurduğumuzda hepimiz bir yerlerden geliyorduk rockçı, metalci, cici, cucu ama şimdi Reggaeciyiz. 🙂

Bir tane reggae belgeseli vardı “Regici” orda yer aldınız. O peki nasıl oldu, siz mi istiyordunuz?

Batu Akyol, yönetmen benim en eski çocukluk arkadaşım. Onun belgesel çekmek gibi bir hayali vardı. Bununla ilgili de pratik yapmak için bizimle birlikte sürekli konserlerimize gelirdi ve bizi çekerdi. Sonra bir gün geldi dedi ben bunu belgesel yapacağım. O zamanlar da bizim albüm çalışmalarımız vardı zor bir dönemdi. Batu bizi zor ikna etti ama sonuçta çıkan ürün çok keyifli oldu.

Belgesel sonunda bir klibiniz vardı. Albümünüzde siyasi şarkılar ağırlıklı olmasına rağmen belgeselde kullanılan bu klipteki şarkı biraz daha popüler kültüre yakın bir şarkıydı. İnsanlara daha kolay ulaşsın diye mi bunu seçtiniz?

O şarkı, Türk müzik piyasasına en dönük şarkılardan biriydi. Plak firmamız buna klip çekmek istedi, biz de hayır demedik. Ya hani ünlü olalım falan gibi bir derdimiz olduğu için değil şarkıdan aldığımız geri dönüş daha tatmin edici geldi ve ulaşması daha kolay oldu.

Biraz çocukluluğunuzdan bahsedelim. Müzik dolu bir geçmişiniz var, kardeşiniz de oyuncu. Hep söktürün içinde miydiniz ya da asıl bu yola girdiniz?

Özünde ikimizde asker çocuğuyuz. Anne öğretmen, baba asker ama babam her gün eve girerken asker üniformasını kapıda bırakırdı. Tabi o yaşlarda rol model alıyorsun babayı ben pilot olmak istiyordum ama mesela babam askeri okula gitmemi istemedi. Aslında amcamın çok etkisi oldu bize. Bize çok müzik dinletti. Kulağımızda kulaklık bir sürü fotoğrafımız var. Erol Evgin’in İşte böyle bir şey plağı benim için çok özeldir. İlk çalmama izin verilen şarkıydı çünkü. Hayal kurardık küçükken. Kuzenim, kardeşim ve benim hayali bir grubumuz vardı orada vokalisttim. Hep içindeydik aslında.

Artık biraz Eurovision’a girmek istiyorum. Eurovision hakkında ilk ne düşünüyorsunuz onu sorayım önce?

Tabi ki ilk akla gelen şey çocukluğum. O televizyon başına toplanmaları hatırlıyorum, hadi bakalım ne yapacağız diye heyecanla sanki spor müsabakası izler gibi. Bence çok önemli bir şey, çünkü müzik adına yapılıyor.

Eurovision’da çok beğendiğiniz, sizi Eurovision’a bağlayan bir şey oldu mu?

Şimdi 2 tane şeyden bahsedebilirim. Birincisi Semiha Yankı seninle bir dakika şarkısı. Hatırlıyorum ben çocukluğumda hiç susmazdı o şarkı evde, hatta o zamanlar çocuk kafası tabii, bu şarkı nasıl birinci olamadı diye üzülmüştüm. İkincisi de Halley. 86 yılı o zamanlar tabi bilincim daha yerinde çok sevmiştim şarkıyı. Ama mesela benin Eurovision şarkım Bana Bana. Eurovision’u seven arkadaşlarım dalga geçer baya ama büyük severim.

Otoriteler genelde müzik yarıştırılmaz der. Peki sizce yarıştırılır mı?

Gönül ister ki kimse yarışmasın, kimse sınava girmesin evet müzik yarıştırılmaz ama hepsi birbiriyle bağlı. O zaman o sanatçıya daha fazla para verilmesin, o sanatçıya daha fazla tanıtım imkanı verilmesin vs. Bu kapitalist sistemin kendi kendine ortaya çıkardığı eleştirilerden biri aslında. “Herkesi alamıyoruz maalesef bir kişiyi alabiliyoruz.” Saçmalığı bu. Bence yarıştırılmaz ama maalesef bu böyle.

Eurovision’un kendine göre ünlenen bir müzik türü var “Schlager” diye. Çok fazla alternatif şarkı çıkmıyor maalesef. Bunun böyle olmasının sebebi sizce ne?

Aslında son dönemlerde alternatif müzikler yarışıyor. Mesela Can Bonomo alternatif müzik yapıyordu. Ama tabi Eurovision bir kültür sonuçta. Seversiniz sevmezsiniz sonuçta zevkler ve renkler tartışılmaz.

Sözüm ona bir “cool” gruptan bahsetmek istiyorum. Bu insanlar Eurovision’a tu kaka şeklinde yaklaşıyorlar. Eurovision pek sevilmiyor onlara göre. Sizce bunun sebebi ne olabilir ve Eurovision’un en büyük eksiğini ne olarak görüyorsunuz ya da Türkiye’nin eksiği neydi?

Türkiye’nin her zaman eksiği kendimize, insanımıza değer vermeyişidir. Bunun ucu tabi Avrupa’ya da uzanıyor. Ayrıca benim etrafımda Eurovision’u seven çok insan var. Çok sevmiyorum, tu kaka olana çok rastlamadım.

Peki siz neredesiniz bu konuda?

Olsa da olur olmasa da olur diyorum. Türkiye’nin katılması lazım çünkü, bu kültürel bir etkinliktir seversiniz sevmezsiniz fakat sen ülke olarak ona buna fazla yatırım yapacağına, insanların sosyal, özel hayatlarına karışacağına biraz daha mantıklı düşünmek lazım.

Eurovision’a Reggae müzikle 3 kişi katılmış daha önce. Bunun bu kadar az olmasının sebebi Reggae kafasının Eurovision’la çok bağdaşmaması mı ya da günlük hayatta az olduğu gibi Eurovision’da da az olması mı sizce? Ve Eurovision’da reggae müzik olmalı mı?

İlk sorun için ikisi de bence. Reggae müzik neden olmasın Eurovision’da tabii ki de olmalı. Reggae müzik daha fazla dinlenir olmalı bence. Reggae’nin için de bir sürü tür var zaten. Bu kadar pozitif bir görüşü, soundu olan bir müzik tarzının daha çok dinlenmesi lazım.

About Kemal Can Arat (59 Articles)
Yaş: 24 Şehir: Zürih Okul/Bölüm: University of Zürich, MSc Cancer Biology Bulunduğu Eurovisionlar: 2013, 2014, 2015, 2016 Referanslar: Infe Turkey
Contact: Website

Yorum bırakın

Email adresiniz gözükmeyecek.


*


Top